25/3/2009 · Kategori: Deneme - Yazilar_im_

Firak-ı MasaL

Tek istediği bir masaldı çocukluğuna egemen bir rüyanın başlangıcı…

O nedenle bir rüya fısıldadım kulaklarına…

Firak-ı MasaL

Gri bir güne uyandı sabah. Ezberinde gecenin mahrembıraktıkları ile gün doğuyordu… Sokaklarda yetim bir çocuğun yalnızlığı hâkimdi. Kimsesizlerle kimsesizliği örtüyordu ağaçlar. Monet’in elinden akmıştı sanki gündoğumu.Bir adam Rum evlerini yalıyordu siluetiyle yürürken. Telaşı var gibiydi. Ruhunun derinliklerinde ince bir sızı yokluyordu onu. Daha düne kadar her şey bir mutlu sona ulanmışken, gün bitimi bu mutlu tablonun da sonuydu. En sevdiği Beti’si, o bir tanecik aşkından ayrılmasının ardından henüz bir saat bile geçmemişken, ölümün kara haberi ulağını tez yolladı kulaklarına… Önce inanmak istemedi. Ölümün Beti ile bütünleşmesi hele ki bu tabloda yeri dahi olamazdı. Sonra yavaş yavaş ölümün tek gerçeğin tek sonucu olduğunu kabul edercesine vicdanına eğildi. Ağlamak… Zor bir fiildi onun için ama her zorun bir başlangıcı olabileceğine hazırlıklı olmanın gerekliliği hususunda annesinden edindiği öğütler imdadına yetişiverdi. Bir damla geldi, ardından sağnak bir yağmurla peşi sıra gelen gözyaşları.

Nasıl kabullenecekti? Nasıl onsuz yaşanacaktı, onunla düşünülen her şey? Ve arda arda cevaplandırılması güç sorular. Zihin düşünmemişti ki Beti’sinden başkasını. Bir yük bırakılmıştı sanki omuzlarına. Her şeyi silmek ve yeni baştan kaydetmek…

-Aman Allah’ım, dedi… Yapamam!

Ezberin bozulması sırası ona verilmişti. Takdir-i İlahiydi hükmün sahibi, rıza göstermek gerekti.

Birden bir şeyler düşünmeye başladı belli belirsiz.Kafasında net bir görüntü oluşması imkânsızdı. Her şey bir puzzle’ın sağa sola dağılmış parçaları gibiydi… Beti… Hayaller… Umutlar… Planlanan onca şey…

Her şey ölümün karşısında hizaya çekilmişti. Ölümü, zaten hiç böyle bu denli iliklerine kadar yaşatacak bir an’ı olmamıştı. Bundan sonra olmamasıydı dileği. Ah Beti! Yalnızlığın resmi hiç bu kadar net olmamıştı gözünde. Ve ölümün silerken yaşananları bıraktığı beyaz boşluğu…

Beti’si anılarında yer vereceği bir hatıra mı olacaktı? Bunu için mi yazılmıştı bu aşkın nağmeleri iki aşığın kalbine. Her şey ne kadar anlamını yitirmişti. Daha önce gözüne çarpan her şey aslında Beti’si yanındayken varmış onun için. Beraber yürüdükleri sokaklar, geçtikleri yollar, gittikleri sinemalar. Her şeyin onunla bir anlamı olduğunu kavramak için “Ölüm” katalizör olmuştu. Şükürsüzlüğünü acı acı hatırladı. Bunca zamandır hiç şükretmiş miydi? Sanmıyordu. Çok utandı kendinden… Şükrün ne büyük bir nimet olduğunu hatırlamamıştı. Hatırlatmamıştı ona hiçbir şey… Hiçbir şey…

- Allah’ım beni affet… Affına sığınıyorum. Eğer bir kez daha yaşama şansım olsaydı, her şeyi düzeltirdim canım Rabbim, Çok pişmanın. Her anımın bana tahsis edilmiş bir hediyen olduğu gerçeğini anlamam için Beti’min sana gelmesi gerekiyordu. Allah’ım, biliyorum böyle bir şansı kimseye tanımadın, biliyorum gözündeki değersizliğimi ama bana her şeyi baştan alabileceğim bir sebep yarat… Sen her şeyi yaratmak hususunda sonsuz güç sahibisin… N’olur bir şans, bir kere daha. Bir kere daha… Bir kere daha…

Birden bir çığlıkla uyandı. Etrafına deli gibi bakınıyordu. Ne olmuştu? Birden zihnindekiler döküldü birer birer. Ölüp de dirilmek gibiydi sanki. Dua… Dua… Duası işe yaramıştı… Oysa sonra anladı ki gördükleri bir rüyadan ibaretti. Bir rüyadan uyanmıştı gerçeğe; Her şeyin bir rüya olması…

-Aman Allah’ım… Bunların hepsi bir rüyaymış… Allah’ım…

Ağlıyordu… Kalbinden şükrün ve hamdın sekineti dokunuyordu ruhuna.
Her şey şimdi daha kıymetliydi artık gözünde…

Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?(En’am;32)

Mikiyavelis

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

22/3/2009 · Kategori: Deneme - Yazilar_im_

Med - Cezir

low_tide_by_photodream

Islak bir umudun pençesinde kıvranmakta ruhum
Bir sebil niyetiyle sarıl bana
Gidişe ayarlı takvimden bir tek ölümle randevum
Bir Azrail sabrıyla bekle beni
Kayboluşlarımda kaç kere buldun beni
Kaç nur ile yıkandım ben
Kaç iklim değiştirdim bilir misin
Hangi mevsimle dost olunurki
Dört e çeyrek kala hepsi düşman
Gitmelere alışmalı diyorsun da
Sen kaç kere yola düştün de alışkanlık yaptı gitmelerin
Kaç siteme adın çakıldı?
Kaç hüzne rengini verdin?

Islak bir umudun pençesinde kıvranmaktayım
Bir med-cezire imrenen bir kaderi yüklenmişim
İçimde öyle yaralarım varki dudak uçuklatan
Her bir hücrem ayrı telden…
Gelip alman için kaç duaya eklendim seher vakti
Bitir bu cezam olmayan cefayı artık
Bitsin artık bu med-cezir
Ya gel…
Ya git…

Hadi….

Beklemekteyim….

Mikiyavelis

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

19/3/2009 · Kategori: Deneme - Yazilar_im_

Portre




Bir hayat takımı alır gibiyim çarşıdan.

Geçmişim yaralı,yamalı,mağrur kimi zaman
Geleceğim bilinmezliklerle örülü
Şimdi tek kabul edebildiğim misafirim
Çeşitli mizaçlara soyunan ruhumda
Her bir kimliğin parmak izleri
Hesap günü envanterinde saklı
Halden hale geçişlerim bir sızının portresi
Aynalara yansıyan benlerimden bir buket olur
Sevdiklerime vereceğim…
Sahnede yorgun bir mizansenin gölgesi
Kaç notadan oluşur yaşam?
Kaç notayı basar?
Ve kaç detoneyi kaldırabilir bu konçerto!
Ayrı makamların terennümü zevk verse de
Her bir peşrevin ardından bir ağıt…

Bu rollerin adamı değilimki ben!
Metazori kalıplara mecburi bir istikamet bu
Arayaşını sürdürmeli insan; çünkü
Rutinin dışında yaşanır hayat
Ama duvarlarını hangi kale kolay bırakmış!
Ben de öyleyim işte
Yeniye özlemim sonsuz ama
Eskinin de şarkısı olmalı dilimde

Ne demişler:
Ne senden vazgeçerim ne kendimden
Ne yardan geçerim ne serden!


Mikiyavelis

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

18/3/2009 · Kategori: Deneme - Yazilar_im_

Gençislam Kardeşliği 3 Yaşında!

               

2006 yılından beridir içinde olmaktan gurur ve onur duyduğum “Gençislam” ailesi bugün yani 15 Mart itibariyle 3.yılını doldurmuş bulunuyor..

Bu süre zarfında ilk olarak 2006 yılında üye olduğum forumuma,Değerli abim Mehmet Emin’in istemesi üzerine önce bölüm yöneticisi daha sonra süpervizör ve son olarak bu yıl “admin” olarak atandım…

Gençislam Forum, ilk yayın hayatına başladığı zamandan bu zamana kadar sürekli yenilik ve değişim felsefesi üzerinde temellerini atarak,aynı alanda hizmet veren birçok forumu sollayarak,lider bir forum konumuna yerleşti..Taklit edilen forumların başında olmasına sebeb oldu bu liderlik..

Ve 15 mart itibariyle 3.yaşımızı doldurmuş bulunuyoruz.Bu zamana kadar bizimle yola çıkan ve devam eden tüm üyelerimize çok teşekkürler ediyoruz…

Nice yıllara inşaallah…

Sitemizi ziyaret etmek için TIKLAYIN

Logo Tasarım:Gençislam Site Sorumlusu Yineden

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

16/3/2009 · Kategori: Deneme - Yazilar_im_

Yönlendirenin Allah ise korkmana gerek var mı?

Birds

Yönlendireni Allah ise gideceği istikametin insan için ne önemi olabilirki….

Evet bu yazımda güncel gündemden sıyrılıp insanın içine tutmayı istediğim aynayı…Sizce de öyle değil midir sevgili dostlar?Gittiğiniz yola sizi yönelten güç,sizin için herşeyi planladığı inancıyla yola çıkınca önünüzdeki engeller ne kadar da kolaylaşır.Durup dururken bunu düşünmedim.Bir olay beni böyle düşünmeye yöneltti.Herşeyde bir imzasını dikkatlice bakınca bulabileceğimiz Mutlak Güç,bize kendisinin var olduğunu türlü türlü olaylar,durumlarla ispatlamıyor mu?Ayrıca bu konuda bize Kur’an-ı Kerim yardımıyla mesajlar da vermiyor mu?Birçok surede Allah kendisinin varlığına delil olarak bir takım işaretler vermektedir insanın düşünen yanını harekete geçirmek adına…İşte onlardan bir kaçı:

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.(Bakara Suresi,164)

Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.(En’am Suresi,104)

Şüphesiz gece ve gündüzün ard arda değişmesinde, Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır.(Yunus Suresi,6)

De ki: Göklerde ve yerde neler ve neler var, bir baksanıza! Fakat bunca işaretler ve uyarılar iman etmeyecek kimselere ne fayda verir ki?(Yunus Suresi,110)

Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.(Enbiya Suresi,32)

Yol bulmada yararlanacağınız daha birçok alametler, işaretler koydu. Yıldızlarla da bir kısım insanlar yol bulurlar.(Nahl Suresi,16)

Bu ve daha birçok ayetlerde Allah; kendisini bulmak,varlığına inanmak isteyenlere deliller getirerek onları,bu deliller üzerinde düşünmeye davet etmektedir…

Yukarıda dediğim gibi durup dururken düşünmedim bu konuyu.Penceresi geniş bir alana açılan bir yerde yaşıyorum.Sabah erken kalkmayı ve sabahın muhteşem havasını teneffüs etmeyi çok sevdiğim için o sabah yine erken kalktım.Penceremi açtım.Dışarıyı izliyordum.Temiz hava dolarken içime,içimi bir huzur kaplıyordu.Etrafı dikkatle seyrederken bulunduğum binanın üzerinden bir kuş sürüsü geçmeye başladı.Hayvanları çok sevdiğim içim iyice dikkat kesildim ve izlemeye başladım.Sayıları sanıyorum ikiyüz kadar vardı.Binanın üzerinden öterek uçup gittiler…Daha sonra farkettim ki bu merasim her sabah aşağı yukarı aynı saatte oluyordu.Kuşlar hep aynı saatte öterek geçiyordu binanın üzerinden.Sabahın sessizliğinde hiçkimse uyanmamışken ilahi bir emirle yola çıkan kuşlar hep aynı sistem içerisinde hareket etmek suretiyle biz insanlara mesaj vermekteydiler sanki.Kuş cıvıltıları belki de bir şükür ve hamd gösterisiydi ya da bir zikir seramonisi….O an şunu düşündüm:”Geçtiği güzergahları aynı olan bir otobüs gibi hareket eden bu kuşlar nereye ve nasıl gideceklerini nasıl bilebiliyorlar ya da hiç korkmuyorlar mı?”Sonra bir ses içimden bana şu cevabı verdi:”Yönlendirenin Allah olduktan sonra gittiğin yolda korkma!Çünkü o seni, senin bile anlayamadığın ya da düşünemediğin şekilde düşünüp koruyor ve senin yaşayacaklarını her sabah taksim ediyor.Tıpkı bu kuşlar gibi”….Bir hadiste şöyle deniyor:”Allah’a tam anlamıyla dayanmış ve size verilene kanaat etmiş olsaydınız,kuşlar gibi rızıklandırılırdınız.”

Kuş gibi rızıklandırılmak….Tasasız,korkusuz ve tam bir teslimiyet içinde…..

Ne dersiniz bazen bir kuş kadar da olamıyoruz değil mi?

Mikiyavelis

Not:Bu yazım 12/02/2007 Pazartesi günü forumumuzun anasitesi olan Gencislam.com da yayınlanmıştır

Resim:DeviantArt

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::